Dideral 40 mg Tablet

Endikasyon Bilgisi :

İlacın etken maddesi Propranolol hidroklorür‘ dür. DIDERAL 40 mg Tablet, vücutta doğal olarak bulunan, kalbi ve kan damarlarını etkileyen bazı kimyasal maddelerin (örneğin, adrenalin) etkilerini yavaşlatır/durdurur. Böylece kalp atımı yavaşlar, kan basıncı düşer ve kalbin zorlanması azalır.  DİDERAL, esansiyel hipertansiyon (herhangi bir sağlık sorununa bağlı olmayan yüksek tansiyon) ve böbrek bozukluğuna bağlı yüksek tansiyon tedavisinde;  genelde iyi huylu olan böbrek üstü tümörünün sebep olduğu adrenalin/noadrenalin gibi maddelerin aşırı salgılandığı bir hastalık olan  Feokromositoma’ nın tedavisinde (bir alfa-blokerle birlikte), tiroid hormonunun aşırı derecede artması ve anksiyeteye  (aşırı kaygıya) bağlı kalp atımının hızlanmasının kontrolü  ve anksiyetenin kontrolünde;  heyecana, sıkıntıya ve strese bağlı kalp ritim bozukluğunda; akut kalp krizi tedavisinde ve  ilerideki kalp krizlerinin önlenmesinde; kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu oluşan ve  nöbetler şeklinde seyreden  göğüste şiddetli ağrı veya baskı hissi ile birlikte nefes almada güçlük (anjina) durumlarında ve kaygı veya heyecana bağlı özellikle ellerde görülen titremelerin (esansiyel tremor) tedavisinde kullanılmaktadır.  Ayrıca migrende koruyucu tedavi olarak da kullanılır.

Dideral 40 mg Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. DIDERAL, kalp ve dolaşım (toplardamar ve atardamarlar üzerinden kan akışı) sistemi ile ilgili bir ilaçtır. Yüksek tansiyon, genelde iyi huylu olan böbrek üstü tümörü, tiroid hormonunun aşırı derecede artması, anksiyeteye  (kaygıya) bağlı kalp ritm bozukluğu ve anksiyetenin kontrolü, güçlük ve sıkıntı durumunun da eşlik ettiği klinik durum, kalp krizi sonrasında koruyucu olarak, kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu oluşan ve  nöbetler şeklinde seyreden  göğüste şiddetli ağrı veya baskı hissi ile birlikte nefes almada güçlük durumunda, vücudun çeşitli bölgelerinde görülen titremelerde ve migrene karşı koruyucu olarak kullanılır.
  3. DIDERAL, size  sadece mevcut durumunuz için reçete edilmiştir, hiçbir zaman başka biriyle paylaşmayınız. Doktorunuz önermedikçe, başka rahatsızlıklarınız için kullanmayınız.
  4. Eğer uzun süre aç kaldıysanız ya da istirahat halindeyken göğsünüzde ağrı ve sıkışma hissediyorsanız; bu ilacı kullanmayınız.
  5. El ve ayak parmaklarınızda karıncalanma, solgunluk ve morarmaya sebep olan ciddi kan dolaşımı problemleriniz varsa veya kan basıncınız düşükse,  bronkospazm geçmişiniz, kronik bronşit, amfizem,  bronşiyel astımınız  ya da KOAH hastalığınız varsa; bu ilacı kullanmayınız.
  6. Eğer konjestif kalp yetmezliği, kalp hastalığına bağlı ya da kalpten kaynaklanan şok (kardiyojenik şok) durumu , ellerin ve parmakların soğuğa bağlı olarak hissizleşmesi, tiroid bozukluğu, düşük tansiyon, solunum bozuklukları, metabolik asidoz ve şeker hastalığı durumlarından herhangi birine sahipseniz; bu ilacı kullanmayınız.
  7. Bazı durumlarda  DIDERAL Tablet kullanımı özel dikkat gerektirir. Bundan dolayı daha önceden herhangi bir ilaca karşı alerji oluştuysa ya da ciddi derecede karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğunuz varsa veya aşırı aktif tiroid, kalp yetmezliği, kan dolaşımı bozukluğu, kas zayıflığı, sedef hastalığı veya sedef hastalığı öyküsü, göz tansiyonu (glokom) veya kronik bronşit, amfizem gibi herhangi bir akciğer hastalığınız varsa ya da sigara kullanıyorsanız, 65 yaşın üzerindeyseniz veya parkinson hastalığınız varsa; bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza durumunuz hakkında bilgi veriniz.
  8. Herhangi bir  ameliyat geçirme durumunuz var ise ameliyat öncesi bu ilacı kullandığınızı doktorunuza bildiriniz. İlacın alımını kısa bir süreliğine durdurmanız gerekebilir.
  9. İlacın kullanımının üzerinizde etkisinin olumlu olup olmadığını anlamak için tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol ettiriniz.
  10. ilacın kullanımını doktorunuza danışmadan bırakmayınız ve doz atlaması yapmayınız. Çünkü ilacın alımını aniden durdurmak durumunuzu kötüleştirebilir.
  11. Bu ilaç, diyet, egzersiz ve kilo kontrolünü içeren  tedavi şeklinin yalnızca bir parçasıdır. Diyet, egzersiz ve kilo kontrolüne sıkı şekilde uymalısınız.
  12. Düzenli bir şekilde atlamadan kullanmalısınız. Tamamen bitmeden doktorunuza tekrar  reçete ettiriniz.
  13. Bu ilacı kullanırken kesinlikle alkol almayınız. Alkol ile birlikte alımı ilacın yan etkilerini arttırmaktadır.
  14. Hamilelik  ve emzirme döneminde doktorunuza danışmadan bu ilacı kullanmayınız. Anne karnındaki bebeğe ve emzirilen bebeğe zarar verebilir.

Dideral 40 mg Tablet nasıl kullanılır, kullanım Şekli :

  1. Doktorunuz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka doktorunuzun direktiflerine uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz  yönde etkiler, sağlığınıza zarar verir.
  2. İlacın her dozunu bir bardak dolusu su ile birlikte alınız.
  3. İlacınızı her gün aynı saatte almaya özen gösteriniz.

İlacın Olası Yan Etkileri :

  1. İlacın etken maddelerine veya içeriğinde bulunan yardımcı maddelere alerji sebebiyle ortaya çıkan kurdeşen, nefes almada güçlük, dil, dudak ve yüzde şişme durumlarından herhangi biri ortaya çıkarsa ilacın kullanımını durdurup acil yardım almak için en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.
  2. Konjestif kalp yetmezliği, ellerde ve ayaklarda soğukluk ve karıncalaşma hissi, yüksek ateş, boğaz ağrısı, ciddi gerilim ile birlikte baş ağrısı, ciltte soyulma,kızarıklık, kabarcık, halüsinasyonlar, kısa süreli hafıza kaybı, bayılma baş dönmesi hissi, kalp atışlarında düzensizlik ve yavaşlama, nefes darlığı hissi durumlarından herhangi birine sahip iseniz tıbbı yardım için derhal doktorunuza başvurunuz.
  3. Tedavinin başlangıcından halsizlik ve uykusuzluk sık rastlanan olumsuz etkilerdir.

İlaç Etken Maddesi: Propranolol hidroklorür
İlaç Marka İsmi:  Dideral 40 mg Tablet



Koronavirüs bölgenizde var mı?

Ruhsat Sahibi: Sanofi Sağlık Ürünleri Ltd.Şti

Büyükdere Cad No:193 K: 3-10 Levent / İstanbul 34394



Eşdeğerleri :  HEMANGIOL 3,75 mg/ml Oral Çözelti

Dideral 40 mg Tablet kullanma talimatı (prospektüsü)



Dideral 40 mg Tablet kısa ürün bilgisi

Dideral 40 mg Tablet kısa ürün bilgisi

İlacın Formülü : Bir tablet Dideral’de etken madde olarak 40 mg Propranolol Hidroklorür bulunur.  Diğer maddeler: Mannitol 145 mg, , aljinik asit, Jelatin, Ponceau 4-R (boyar madde) 2 mg, magnezyum stearat, stearik asit.

Farmakoterapötik grubu: Nonselektif beta blokör ilaçlar

ATC Kodu:  CO7AA05

Aşağıda listelenen rahatsızlıklarda Dideral Tablet endikedir:  
1-Akut miyokard infarktüsü sonrasında uzun süre profilaktik olarak
2-Angina pektoris, esansiyel tremor  ya da hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati tedavisinde
3-Esansiyel ve renal hipertansiyonun kontrol altına alınmasında,
4-Migren profilaksisinde,
5-Kardiyak disritmilerinin çoğunda kontrol amacıyla
6-Feokromositoma hastalığı tedavisinde (alfa-bloker bir ilaçla beraber),
7-Tirotoksikoz ve tirotoksik krizlerin tedavisinde yardımcı tedavi olarak
8-Anksiyetenin sebep olduğu taşikardi ve anksiyetenin kontröl altına alınmasında endikedir.

Aşağıdaki durumlarda  Dideral Tablet kontrendikedir:

1- İlacın etken maddesi Propranolol’a ya da diğer bileşenlere karşı  alerjik reaksiyon durumunda
2-Sinüs bradikardisi ve ikinci veya üçüncü derece kalp bloğunda
3-kardiyojenik şoktaki hastalarda
4-Yetmezliğin propranolol ile tedavi edilebilen bir taşiaritmiye sekonder olmadığı sürece konjestif kalp yetmezliğinde
5-Bronşiyal astımı olan hastalarda, bronkospazm geçirmiş kişilerde,
6-Uzun süre aç kalanlarda ve metabolik asidozlu hastalarda.
7-Hipotansiyonu olanlar,
8-Ciddi periferal arteriyel
9-KOAH
10-Prinzmetal ‘s angina
11-Feokromositomada tek başına

Dideral Tablet Nasıl kullanılır

Yetişkinlerde (18 yaşından büyük hastalarda) günlük önerilen dozlar :
Yüksek tansiyon tedavisinde:  tedaviye başlama dozu günde 2 defa 80 mg Dideral tablettir. Bir haftalık kullanımdan sonra doz miktarı hastanın tedaviye verdiği yanıta göre yükseltilebilir. günlük alınması gereken normal doz : toplam 160 – 360 mg’dır. Dideral tabletle beraber diğer bir antihipertansif ilaç yada bir diüretik ilaç alınarak kan basıncının biraz daha düşmesi sağlanır.
Esansiyel tremor. anksiyete, migren ve anginada : tedaviye başlama dozu günde 2 veya 3 kez (1 tablet) 40 mg Dideral verilir ve doz miktarı hastanın tedaviye verdiği yanıta göre bir haftalık aralarla aynı miktarda yükseltilir. Anksiyete, migren ve esansiyel tremor tedavisinde günlük  80-160 mg ve  anginada günlük 120-240 mg dozlarla istenilen yanıt alınır.
Disritmiler, anksiyeteye bağlı taşikardi, hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati ve tirotoksikoz: Günde 3 – 4 defa 10-40 mg lık dozlarla istenilen sonuç alınır.
Akut Miyokard infarktüsü (kalp krizi) sonrasında: Dideral ile tedaviye, miyokard infarktüsü sonrasında 5 ile 21. günler arasında başlanmalıdır. Başlama dozu 2-3 gün süreyle, günde 4 defa  40 mg (1 tablet dideral) şeklinde kullanılması tavsiye edilir.  Bundan sonra hastanın bu ilacı muntazam bir şekilde almasını sağlamak için günlük toplam doz günde iki kere 80 mg olarak verilebilir.
Feokromositoma: (yalnızca alfa-bloker bir ilaçla beraber kullanılır) Cerrahi müdahale öncesi: Üç gün süreyle günde 60 mg önerilir. Müdahale edilemeyen malign olgularda: günde 30 mg şeklinde kullanılır.

18 yaşından küçüklerde günlük önerilen dozlar :

Disritmiler, feokromositoma, tirotoksikoz: Dideral dozajı hastanın durumuna göre belirlenmelidir.  Aşağıdaki dozaj sadece genel bir fikir vermek amacındadır: Oral: İhtiyaca göre günde üç veya dört defa 0,25-0,5 mg/kg Migren: Oral: 12 yaşın altında: Günde iki veya üç kez 20 mg. 12 yaşın üzerinde: Yetişkin dozu verilir.

65 yaşından büyük hastaların tedavisinde Dideral dozu hekim tarafından dikkatlice ayarlanmalıdır. Böbrek, karaciğer ya da kalp işlevlerinin azalmış olması ve birlikte bulunan hastalık ya da  diğer ilaç tedavileri olduğu durumlarda tedaviye en düşük dozla başlanmalıdır. Yaşlılarda, optimum doz kişiye uygun ve alınan klinik  yanıta göre olmalıdır.

Propranololün Farmakolojik etkilerinden biri kalp hızını azaltmaktır. semptomların kalp hızının yavaşlığına bağlı görüldüğü olgularda doz azaltılabilir.

Kardiyak rezervi zayıf olan hastalarda tedbirli olunmalıdır. Semptomatik stimülasyonun beta blokaj yolu ile inhibisyonu kalp yetmezliğin daha da ağırlaşmasını tetikleyebilir. Belirgin kalp yetmezliği olan kişilerde beta-bloker kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ancak kalp yetmezliği belirtileri kontrol altına alınmış hastalarda bu ajanlar kullanılabilir.

Birinci derece kalp bloğu olan hastalara Propranolol verilmesi halinde dikkatli olunmalıdır.

Tirotoksikoza bağlı kalp yetmezliği tek başına Propranolola genellikle yanıt vermektedir. Ancak aynı zamanda başka istenmeyen faktörlerde var ise; miyokard kontraktilitesi sağlanmalı ve yetmezlik belirtileri dijital ve diüretiklerle kontrol altında tutulmalıdır.  Propranolol, tirotoksikoz ve hipertroidizmin önemli belirtilerini maskeleyebilir.

Diğer beta-adrenerjik bloke edici ajanlarla olduğu gibi, istemik kalp hastalığı bulunan hastalarda, tedavi aniden kesilmemelidir.   Ya eşdeğer dozda bir başka beta-adrenerjik bloker verilmeli ya da doz kademeli olarak azaltılarak Dideral tedavisi kesilmelidir.

Anlamlı karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda yarı ömrü uzayabildiğinden, Dideral ile tedaviye başlanırken ya da başlangıç dozu seçilirken dikkatli olunmalıdır.

Dideral, dekompanse sirozu olan hastalarda dikkatlice kullanılmalıdır.

Portal hipertansiyonu olan hastalarda karaciğer fonksiyonu kötüleşecektir ve hepatik ensefalopati gelişebilir. Propranolol’la tedavinin hepatik ensefalopati gelişme riskini arttırabileceğini düşündüren bazı raporlar bulunmaktadır.

Şiddetli periferik dolaşım bozukluklarında kontrendike olmakla birlikte, beta-adrenerjik bloke edici ilaçlar daha hafif  formları da şiddetlendirebilir. Bu sebeple propranolol Raynaud hastalığı/sendromu ya da intermitan klodikasyon gibi durumlarda büyük dikkatle kullanılmalıdır.

Dideral uygulanan hastalarda izole miyastenia gravis benzeri sendrom raporları ya da  miyastenia gravis alevlenmesi bildirilmiştir.

Dideral kullanımı sedef hastalığını şiddetlendirebilir.

Dideral, tedavi edilmemiş Feokromositomada kullanılmamalıdır. Ancak Feokromositoma hastalarında bir alfa-bloker ile birlikte verilebilir.

Beta-adrenerjik bloke edici ilaçlar bazı alerjenlere anaflaktik reaksiyon öyküsü bulunan hastalara verildiğinde bu alerjenlere karşı daha şiddetli reaksiyona sebep olabilir. Bu hastalar alerjik reaksiyonların tedavisinde kullanılan olağan epinefrin dozlarına cevap vermeyebilir. Dideral, anafilaksi öyküsü bulunan hastalarda kullanıldığında özellikle dikkatli olunmalıdır.

Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktaz yetmezliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilaçı kullanmamaları gerekir.

Dideral’in diğer tıbbi ajanlarla etkileşimleri 

Sitokrom P-450 enzimlerinin substratları, inhibitörleri ve indükleyicileri ile etkileşimler

Propranolol un metabolizması sırasında sitokrom P-450 sistemi dahilindeki (CYP2D6, 1A2, 2C19) çok sayıda enzim  işe karıştığı için; bu enzimlerden  biri veya birden fazlası tarafından metabolize edilen ilaçlarla birlikte kullanılması ya da bu enzimlerin aktivitesini etkileyen (indüksiyon veya inhibisyon şeklinde) ilaçlarla birlikte kullanılması, klinikle alakalı ilaç etkileşimlerine ya da etkililiğinde ve/veya toksisitesinde değişikliklere neden olabilir.

CYP2D6 nin substratları veya inhibitörleri Amiodaron, simetidin, delavudin, fluoksetin, paroksetin, kinidin ve ritonavir gibi CYP2D6 nin substratları veya inhibitörleri olan ilaçlarla birlikte verilmesi, propranololun kandaki seviyesini ve/veya toksisitesini arttırabilir. Ranitidin ve lansoprazol ile her hangi bir etkileşimi gözlenmemiştir.

CYP1A2 nin substratları veya inhibitörleri

İmipramin, simetidin, siprofloksazin, fluvoksamin, isoniazid, ritonovir, teofilin, zileuton, zolmiriptan ve rizatriptan gibi CYP1A2 nin substratları veya inhibitörleri olan ilaçlarla birlikte verilmesi, propranololun kandaki seviyesini ve/veya toksisitesini arttırabilir.

CYP2C19 nin substratları veya inhibitörleri

Flukonazol, simetidin, fluoksetin, fluvoksamin, tenioposid ve tolbutamid gibi CYP2C19 nin substratları veya inhibitörleri olan ilaçlarla birlikte verilmesi, propranololun kandaki seviyesini ve/veya toksisitesini arttırabilir. Omeprazol ile her hangi bir etkileşimi gözlenmemiştir.

Karaciğerde ilaç metabolizmasını indükleyen ilaçlar

Rifampin, etanol, fenitoin ve fenobarbital gibi indükleyici ilaçlarla birlikte verilmesi, propranololun kandaki seviyelerini düşürebilir. Sigara içmek de karaciğerdeki metabolizmayı indüklemektedir ve propranololun klerensini % 77 ye varan oranda arttırdığı gösterilmiştir. Bunun sonucunda propranololun plazma konsantrasyonu azalır. Kardiyovasküler İlaçlar

Antiaritmikler

Propafenonun negatif inotropik ve beta-bloker etkileri bulunmaktadır ve bu etkiler propranolol ile birlikte verildiğinde aditif sonuç verebilir. Propranololun birlikte verilmesiyle, propafenonun eğri altındaki alanı (EAA) % 200 den fazla oranda artmaktadır.

Kinidin propranololun konsantrasyonunu arttırır, klinik olarak beta blokajının daha yüksek seviyelere çıkmasına neden olur ve postüral hipotansiyona yol açabilir.

Disopiramid güçlü negatif inotropik ve kronotropik etkileri bulunan bir Tip I antiaritmik ilaçtır. Propranolol ile birlikte verildiğinde ciddi bradikardi, asistol ve kalp yetmezliği ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Amiodaron negatif kronotropik özellikleri olan bir antiaritmik ajandır. Propranol ile birlikte verildiğinde bu özellik üstünde aditif etki görülebilir.

Propranolol ile birlikte verildiğinde lidokainin klerensi azalır. Propranolol ile birlikte verilmesini takiben lidokain toksisitesi rapor edilmiştir. Propranololun birlikte verilmesi, lidokainin metabolizmasını inhibe eder ve lidokain konsatrasyonlarında % 25 artışa yol açar.Propranolol ile lidokain kombinasyonundan kaçınılmalıdır.

Propranololun A-V düğüm iletimini yavaşlatan ilaçlarla; örneğin, dijital, lidokain ve kalsiyum kanal blokerleri ile birlikte verilmesi sırasında dikkatli olunması gerekir.

Kalsiyum Kanal Blokerleri

Bir beta-bloker kullanmakta olan hastalara, negatif inotropik ve/veya kronotropik etkileri olan bir kalsiyum kanal blokeri verilirken dikkatli olmak gerekir. Her iki ajan da miyokardın kasılma yeteneğini (kontraktilite) zayıflatabilir veya atriyoventriküler iletimi azaltabilir.

Verapamil ve beta-blokerlerin birlikte kullanılması ile önemli şiddette bradikardi, kalp yetmezliği veya kardiyovasküler kollaps görüldüğüne dair raporlar bulunmaktadır.

Kalp hastalığı bulunan kişilere propranolol ile diltiazemin birlikte verilmesinin bradikardi, hipotansiyon, yüksek dereceli kalp bloğu ve kalp yetmezliği ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Nisoldipin ile birlikte verilmesi, propranololun ortalama Cmax ve EAA değerlerini sırasıyla % 50 ve % 30 oranında arttırır. Nikardipin ile birlikte verilmesi ise, propranololun ortalama Cmax ve EAA değerlerini sırasıyla % 80 ve % 47 oranında arttırır.

Propranolol ile birlikte verildiğinde, nifedipinin ortalama Cmax ve EAA değerleri sırasıyla % 64 ve % 79 oranında artar. Propranolol, verapamil ve norverapamilin farmakokinetiğini etkilemez. Verapamil, propranololun farmakokinetiğini etkilemez.

ACE İnhibitörleri Beta-blokerlerle kombine edildiğinde,

ACE inhibitörleri özellikle akut miyokard infarktüsü durumunda hipotansiyona neden olabilir. Propranolol ile birlikte verildiğinde, belirli ACE inhibitörlerinin bronşların aşırı aktif hale gelmesini arttırdıkları rapor edilmiştir. Klonidinin antihipertansif etkileri, beta-blokerler tarafından antagonize edilebilir. Klonidin kullanmayı bırakan hastalara propranolol verilmesi durumunda dikkatli olunmalıdır.

Alfa-Blokerler

Prazosin beta-blokerlerle birlikte verildiğinde, ilk doza bağlı hipotansiyonda uzama görülmesiyle ilişkili bulunmuştur.

Beta-blokerlerle birlikte terazosin veya doksazosin uygulanan hastalarda postüral hipotansiyon rapor edilmiştir.

Reserpin

Koronavirüs bölgenizde var mı?

Reserpin gibi katekolamin tükettiren ilaç alan hastaların, dinlenme durumunda sempatik sinir aktivitesinde görülecek aşırı düşüş açısından yakından izlenmesi gerekir. Bu durum hipotansiyon, belirgin bradikardi, vertigo, senkop atakları veya ortostatik hipotansiyon gibi sonuçlara neden olabilir. Propranololun reserpin ile birlikte uygulanması aynı zamada depresyonu da arttırabilir.

İnotropik Ajanlar

Propranolol ile uzun süreli tedavi altındaki hastalara, alfa-reseptör uyarımına karşı gelinmesinin bir sonucu olarak epinefrin uygulanırsa; kontrol altına alınmayan hipertansiyon durumu yaşayabilirler. Bu nedenle, propranololun doz aşımının tedavisinde epinefrin kullanılmaz.

İsoproterenol ve Dobutamin

Propranolol, beta-reseptör agonistlerinin kompetitif bir inhibitörüdür; isoproterenol ve dobutamin gibi bu gruptan ajanların uygulanması durumunda etkileri tersine dönebilir. Propranolol ayrıca miyokardiyal iskemi açısından tetkik edilen hastalarda stres ekokardiyografisinde dobutamine karşı duyarlılığı da azaltabilir.

Kardiyovasküler olmayan İlaçlar Nonsteroidal Antiinflamatuar İlaçlar Nonsteroidal Antiinflamatuar ilaçların, (NSAİ) beta-adrenoreseptör bloke edici ajanların antihipertansif etkilerini azalttıkları rapor edilmiştir. İndometasinin propranolol ile birlikte uygulanması, propranololun kan basıncını ve kalp hızını düşürücü etkinliğini azaltabilir.

Antidepresanlar

MAO inhibitörlerinin veya trisiklik antidepresanların hipotansif etkileri, beta-blokerlerle birlikte uygulandıklarında şiddetlenebilir. Propranololun beta blokajı üstündeki aktivitesiyle etkileşime girebilirler.

Anestezi Ajanları

Metoksifluran ve trikloroetilen, propranolol ile birlikte uygulandığında miyokardın kasılma yeteneğini (kontraktilite) düşürebilir.

Migren İlaçları

Zolmitriptan veya rizatriptanın propranolol ile birlikte kullanılması, zolmitriptan ın (EAA da %56, Cmax da %37 oranında artış) ve rizatriptanın (EAA da % 67, Cmax da %75 oranında artış) konsantrasyonunun armasına neden olmaktadır.

Ergotamin dihidroergotamin veya ilişkili bileşiklerin beraber kullanımında dikkati olunmalıdır.

Antidiyabetik ilaçlar

Propranolol insüline hipoglisemik yanıtı uzatabilir.

Teofilin

Teofilinin propranolol ile birlikte kullanılması, teofilinin oral klerensini % 30 ile % 52 oranında azaltmaktadır.

Benzodiazepinler

Propranolol diazepamın metabolizmasını inhibe edebilir; diazepam ve metabolitlerinin konsantrasyonlarının artmasına yol açabilir. Diazepam, propranololun farmakokinetiğini değiştirmez. Propranolol ile birlikte kullanılması, oksazepam, triazolam, lorazepam ve alprazolamın farmakokinetiğini etkilemez.

Güçlü karaciğer enzim indükleyicisi olan barbitüratlar Propranolol metabolizmasını arttırabilir.

Nöroleptik İlaçlar

Propranololun haloperidol ile birlikte uygulanması durumunda, hipotansiyon ve kalp durması görüldüğü rapor edilmiştir. Uzun etkili propranololun günde 160 mg a eşit veya üstündeki dozlarda tioridazin ile birlikte kullanılması, tioridazinin plazma konsantrasyonunda %55 ile %369 oranında artışa yol açmaktadır. Tioridazin metabolitinin (mesoridazin) plazma konsantrasyonunda da %33 ile % 209 oranında yükselmeye neden olmaktadır. Propranololun klorpromazinin ile birlikte kullanılması, propranololun plazma seviyesinde %70 oranında artışa yol açmaktadır. Anti-Ülser İlaçları

Propranololun non-spesifik bir CYP450 inhibitörü olan simetidin ile birlikte verilmesi, propranololun EAA ve Cmax değerlerini sırasıyla %46 ve %35 oranında arttırmıştır.  Alüminyum hidroksit jeli (1200 mg) ile birlikte kullanılması propranolol konsantrasyonunda azalmaya yol açabilir. Uzun etkili propranolol ile metoklopramidin birlikte kullanılmasının, propranololun farmakokinetiği üstünde önemli bir etkisi olmamıştır.

Lipid Düşürücü İlaçlar

Kolesetiramin veya kolestipol gibi ilaçların propranolol ile birlikte kullanılması, propranolol konsantrasyonlarının %50 ye varan oranda azalmasına yol açmıştır. Propranololun lovastatin veya pravastatin ile birlikte kullanılması, her iki ilacın da EAA değerlerinde sırasıyla %18 ve %23 oranında azalmaya yol açmıştır, ancak farmakokinetik özelliklerini değiştirmemiştir. Propranololun fluvastatinin farmakokinetik özellikleri üstünde etkisi görülmemiştir. Varfarin

Propranolol varfarin ile birlikte uygulandığında, varfarinin konsantrasyonunu arttırır. Bu nedenle protrombin zamanının izlenmesi gerekir.

Alkol

Birlikte alkol kullanılması, propranololun plazma seviyelerini arttırabilir.

Tiroksin

Tiroksinin propranolol ile birlikte kullanılması, beklenenden daha düşük T3 konsantrasyonları elde edilmesiyle sonuçlanabilir.

Hidralizin

Hidralizin ile beraber kullanımı propranololun plazma seviyelerini arttırabilir.

DOZ AŞIMI VE TEDAVİSİ

Anlamlı ölçüde diyaliz edilemez. Doz aşımı veya aşırı reaksiyon görüldüğü durumlarda aşağıdaki tedbirlerin alınması önerilir:

İlaç kısa bir süre önce yutulduysa veya bu olasılık söz konusu ise pulmoner aspirasyonun önlenmesine dikkate edilerek mide içeriği boşaltılır.

Bradikardi: İntravenöz olarak 1-2 mg atropin uygulanabilir. Eğer gerekirse bunu takiben bolus doz olarak 10 mg glukagon intravenöz uygulanabilir. Gerekli görülürse bu tekrarlanabilir veya hastadan alınan cevaba göre intravenöz infüzyon şeklinde 1-10 mg glukagon/saat uygulanır. Eğer glukagona bir cevap alınamazsa veya glukagon yoksa, başlangıçta bir beta-adrenoseptör stimülanı, örneğin 25 mikrogram isoprenalin veya 0,5 mg orsiprenalin yavaş intravenöz enjeksiyon şeklinde uygulanabilir.

Kalp yetmezliği: Hasta dijitallenir ve bir diüretik uygulanır.

Hipotansiyon: Levarteranol ya da epinefrin gibi vazopresörler uygulanır.

Bronkospazm: İzoproterenol ve aminofilin uygulanır.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ:

Propranolol başka herhangi bir otonom sinir sitemi aktivitesi olmayan, non -selektif beta adrenerjik reseptor blokörüdür ve beta 1 ve beta 2 reseptörlerde yarışmalı antagonizmaya sahiptir. Beta-reseptör bölgelerine giriş yolu propranolol tarafından bloke edildiğinde, betaadrenerjik uyarıya karşı kronotropik, inotropik ve vazodilatör yanıtlar orantılı olarak azalır. Propranolol beta-blokaj için gerekenden daha yüksek dozlarda kullanıldığında, aynı zamanda kalbin aksiyon potansiyelini etkileyen kinidin benzeri ya da anestetik benzeri bir membran aksiyonu da ortaya koyar. Membran aksiyonunun aritmilerin tedavisindeki anlamlılığı kesin değildir. Beta adrenoreseptörlerde agonist etkisi olmamakla beraber 1-3 g/litre yi aşan konsantrasyonlarda, membran stabilizan etkisi vardır. Ancak ağız yoluyla tedavide bu yoğunluklar nadiren elde edilir. Etki mekanizması: Propranolol un antihipertansif etki mekanizması kanıtlanmamıştır. Antihipertansif etkiye katkıda bulunan faktörler arasında aşağıdakiler sayılabilir: (1) kardiyak çıkışta azalma, (2) böbrekler tarafından renin salınımının inhibisyonu ve (3) beyindeki vazomotor merkezlerden tonik sempatik sinir çıkışında azalma. Başlangıçta total periferik direnç artabilse de, kronik kullanımla birlikte yeniden tedavi öncesi düzeyine döner ya da bu düzeyin altına iner. Propranololün plazma hacmi üzerindeki etkilerin önemsiz ve bir ölçüde değişken olduğu düşünülmektedir. Anjina pektoriste propranolol, kalp atım hızındaki, sistolik kan basıncındaki ve miyokard kontraksiyonunun hızında ve derecesindeki katekolamin kaynaklı artışları bloke etme yoluyla belli herhangi bir efordaki kalbin oksijen gereksinimini genellikle azaltır. Propranolol sol ventrikül lif uzunluğu ile son diyastolik basıncı arttırarak ve sistolik ejeksiyon periyodunu uzatarak oksijen gereksinimlerini arttırabilir. Beta-adrenerjik blokajın net fizyolojik etkisi genellikle yararlıdır ve egzersiz sırasında ağrının başlamasının gecikmesi ve iş kapasitesinin artmasıyla kendini gösterir. Propranolol beta-adrenerjik blokaj için gerekli olan dozlarda kullanıldığında antiaritmik etki göstermektedir ve propranololün antiaritmik mekanizmasının başlıca bu şekilde olduğu düşünülmektedir. Propranolol beta-blokaj için gerekenden daha yüksek dozlarda kullanıldığında, aynı zamanda kalbin aksiyon potansiyelini etkileyen kinidin benzeri ya da anestetik benzeri bir membran aksiyonu da ortaya koyar. Membran aksiyonunun aritmilerin tedavisindeki anlamlılığı kesin değildir.

Propranololün antimigren etkisinin mekanizması kanıtlanmamıştır. Beynin pial damarlarında beta-adrenerjik reseptörler gösterilmiştir. Propranololün antitremor etkisinin mekanizması kanıtlanmamıştır fakat beta 2 reseptörlerin rolünün olduğu düşünülmektedir. Merkezi bir etki de söz konusu olabilir. Farmakokinetik özellikler: Propranolol oral uygulandığında tamamen emilir. Bununla beraber yüksek oranda ilk geçiş etkisine uğradığından ancak ortalama %25 i sistemik dolaşıma girer. Aç karnına alındığında plazma konsantrasyonlarındaki en yüksek değere 1-4 saatte ulaşır. Proteince zengin besinlerle birlikte alındığında propranololün biyoyararlanımı, doruk konsantrasyonuna ulaşma zamanı, plazma proteinlerine bağlanma oranı, yarı-ömrü ve üredeki değişmemiş miktarında değişiklik olmaksızın %50 oranında artar. Propranolol yüksek oranda proteinlere bağlanır (%90). Propranololün dağılım hacmi yaklaşık 4L/kg dır. Propranolol vücutta hızla yayılır, akciğer, karaciğer, böbrekler ve kalpte yüksek konsantrasyonlara ulaşır. Propranolol kan-beyin bariyerini ve plasentayı aşar, anne sütüne geçer. Propranolol büyük ölçüde aromatik hidroksilasyon (%42), yan-zincir oksidasyonu ile takip eden N-dealkilasyon (%41) ve direkt glukronidasyon (%17) ile metabolize edilir. Preparatın eliminasyon yarı ömrü 3-6 saat olup yaklaşık %90 karaciğer tarafından gerçekleştirilir. Proporanololün klerensi yaşlı hastalarda oksidasyon kapasitesindeki düşüşe bağlı olarak azalmaktadır. Kadınlarda ise estradiol yada testosteron hormonları ile bağlantı göstermezken erkek hastalarda dolaşımdaki testosteron hormonunun konsantrasyonuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Böbrek Bozukluğu Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda propranololün metabolize edilmesinde ve plazma klerensinde düşüş olmaktadır. Karaciğer Bozukluğu Propranolol büyük ölçüde karaciğer tarafından metabolize olmaktadır bu sebeple sirozlu hastalarda, proteinlere bağlanmamış konsantrasyonunda artış ve yarı-ömründe uzama meydana gelmektedir.
UYARILAR/ÖNLEMLER
Aşırı duyarlılık ve deri reaksiyonları: Propranolol kullanımıyla ilişkili olarak anafilaktik/anaflaktoik reaksiyonlar görülmüştür. Propranolol kullanımı ile birlikte Stevens-Johnson Sendromun da dahil olduğu deri reaksiyonları, toksik epidermal nekroz, döküntülü dermatit, eritema multiforme ve ürtiker vakaları bildirilmiştir. Kalp yetmezliği: Kardiyak rezervi zayıf olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Semptomatik stimülasyonun beta blokaj yolu ile inhibisyonu kalp yetmezliğin daha da ağırlaşmasını tetikleyebilir. Belirgin kalp yetmezliği olan kişilerde beta-bloker kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ancak yetmezlik öyküsü bulunan fakat iyi kompanse edilmiş ve dijital ile diüretikleri kullanan ve belirtilerin kontrol altına alındığı hastalarda gerekli olduğu durumlarda yakın izleme ile kullanılabilir. Beta- adrenerjik bloke edici ajanlar dijitallerin kalp kası üzerindeki inotropik etkisini ortadan kaldırmaz. Kalp yetmezliği olmayan hastalar: Beta -blokerlerin sürekli kullanımı kalp yetmezliğine yol açabilir. Böyle bir durumda ilk belirti ortaya çıktığında hasta dijitalize edilmeli ve/veya diüretik uygulanmalıdır. Ayrıca, hastanın vereceği cevap yakından izlenmelidir. Eğer kalp yetmezliği her şeye rağmen devam ederse Dideral tedavisi kesilmelidir (mümkünse kademeli olarak). Anjina pektorisli hastalarda Dideral tedavisinin ani olarak kesilmesini takiben anjina nöbetlerinde alevlenme ve miyokard enfarktüsü bildirilmiştir. Dideral kesileceği zaman doz en az birkaç hafta içinde kademeli olarak azaltılmalı ve hasta hekimin tavsiyesi olmaksızın tedaviye ara verme ya da tedaviyi bırakma konusunda uyarılmalıdır. Dideral tedavisine ara verildiği ve anjinada alevlenme oluştuğu veya akut koroner arter yetmezlik geliştiği taktirde, genellikle Dideral tedavisine yeniden başlanması ve stabil olmayan anjina pektoris tedavisi için uygun olan diğer önlemlerin alınması önerilmektedir.
Alerjik olmayan bronkospazm (Kronik bronşit, Amfizem) : Genel olarak bronkospastik hastalıkları olanlar beta-blokerleri kullanmamalıdır. Dideral, beta reseptörlerin endojen ve eksojen katekolamin stimülasyonu yoluyla oluşan bronkodilatasyonu bloke edebileceği için dikkatle kullanılmalıdır. Anestezi ve majör cerrahi: Majör cerrahiden önce beta-bloker tedavisinin bırakılmasının gerekliliği tartışılmalıdır. Bununla birlikte, kalbin refleks adrenerjik stimuluslara yanıt verme yeteneğindeki bozulma, genel anestezinin ve cerrahi işlemlerin risklerini arttırabilir. Dideral, diğer blokerler gibi, beta-reseptör agonistlerinin yarışmalı bir inhibitörüdür ve etkileri bu gibi ajanların, örneğin dobutaminin ya da isoproterenolün kullanımıyla geri döndürülebilir. Ancak bu gibi hastalar uzun süreli şiddetli hipotansiyona maruz kalabilir. Beta -blokerlerle kalp atımının başlatılmasında ve sürdürülmesinde güçlük de bildirilmiştir. Diyabet ve hipoglisemi: Beta-adrenerjik blokaj, labil insüline bağımlı diyabette akut hipogliseminin bazı uyarıcı belirti ve semptomlarının (nabız hızı ve basınç değişiklikleri) ortaya çıkmasını engelleyebilir. Bu hastalarda insülin dozajının ayarlanması daha güç olabilir. Propranolol kullanan hastalarda hipoglisemik ataklara kan basıncının keskin bir biçimde yükselmesi eşlik edebilir. Propranolol tedavisi, özellikle diyabetik olan ya da olmayan bebeklerde ve çocuklarda, özellikle cerrahi hazırlığında olduğu gibi açlık sırasında hipoglisemiyle ilişkili bulunmuştur. Hipoglisemi aynı zamanda bu tip ilaç tedavisinden ve uzun süreli efordan sonra da saptanmış ve böbrek yetmezliğinde, propranolol kullanan hastalarda gerek diyaliz sırasında, gerekse sporadik olarak da meydana gelmiştir. Propranolol kullanan hastalarda insülin kaynaklı hipoglisemiden sonra kan basıncında akut artışlar meydana gelmiştir. Tirotoksikoz: Beta-adrenerjik blokaj hipertroidizmin bazı klinik belirtilerini maskeleyebilir. Dolayısıyla, propranolol ün ani olarak kesilmesi tiroid krizi dahil olmak üzere hipertroidizm semptomlarının alevlenmesine neden olabilir. Propranolol T 4 ve reverse T 3 ü arttırarak ve T 3 ü düşürerek tiroid fonksiyon testlerini değiştirebilir. Wolf- Parkinson- White sendromu: Wolf-Parkinson-White sendromu ve taşikardisi olan hastalardaki beta adrenerjik blokaj, bir pacemaker ile tedaviyi gerektirecek ciddi bradikardi ile ilişkili bulunmuştur. Bir vakada 5 mg propranolol başlangıç dozu uygulanmasını takiben bu sonucun görüldüğü rapor edilmiştir. Feokromositoma: Propranolol ile, epinefrinin yalnızca periferik dilatatör (beta) etkisinin bloke edilmesi, konstriktör (alfa) etkisinin devam etmesine yol açar. Bir kanama veya şok durumunda hem alfa hem beta blokajının mevcut olmasının dezavantajı vardır, çünkü bu kombinasyon kalp hızının ve kan basıncının sürdürülmesi için gereken periferik vazokonstriksiyonun artmasını önler. Böbrek ve karaciğer fonksiyon bozukluğu: Propranolol böbrek ve karaciğer bozukluğu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Dideral acil olan hipertansiyon vakalarında endike değildir. Glokom: Beta-adrenerjik reseptör blokaj göziçi basıncının düşmesine neden olabilir. Dideral in glokom tarama testleri ile etkileşebileceğinden bu hastalar uyarılmalıdır. Tedavinin sonlandırılması artmış göz iç basıncına neden olabilmektedir. Alerjik reaksiyonlar: Ciddi anafilaktik reaksiyon geliştirme ihtimali olan hastalarda beta-blokerlerin kullanılması reaksiyonu kötüleştirebilir. Bu durumdaki hastalar alerjik reaksiyonun tedavisinde kullanılan standart doz seviyelerindeki epinefrine vermeyebilirler. Klinik laboratuar testleri: Hipertansiyonlu hastalarda, propranolol kullanılması ile serum potasyum, transaminaz ve alkalen fosfataz seviyelerinde artış görülmektedir. Ciddi kalp yetmezliği durumunda propranolol kullanımı kan üre nitrojeninin (BUN) artışı ile ilişkilidir. Gebelik ve Laktasyonda Kullanımı: Gebelik: Gebelik kategorisi C dir. Gebe kadınlarda gerçekleştirilmiş yeterli ve iyi kontrollü araştırmalar mevcut değildir. Anne karnında propranolole maruz kalmış yeni doğanlarda intrauterin büyüme gecikmesi bildirilmiştir. Ayrıca doğum sırasında anneleri propranolol kullanan yenidoğanlarda bradikardi, hipoglisemi ve solunum depresyonu görülmüştür. Dideral gebelik sırasında ancak potansiyel yararı, fetüs üzerine olası risklerinden daha fazla olduğu durumlarda kullanılmalıdır. Laktasyon: Propranolol anne sütü ile atılmaktadır. Dideral emziren annelere verildiğinde dikkatli olunmalıdır. Pediyatrik Kullanımı: Propranololun pediyatrik hastalarda güvenliliği ve etkililiği kanıtlanmamıştır. Pediyatrik hastalarda propranolol tedavisi uygulanmasına rastlayan bronkospazm ve konjestif kalp yetmezliği vakaları bildirilmiştir. Yaşlı Hastalarda Kullanımı: 65 yaşın üzerindeki yaşlı hastalarda doz seçimi dikkatli yapılmalıdır. Karaciğer böbrek ya da kalp fonksiyonunun azalmış olması ve birlikte bulunan hastalık ya da diğer ilaç tedavileri olduğu durumlarda tedaviye düşük doz ile başlanmalıdır.

YAN ETKİLER/ADVERS ETKİLER

Dideral genellikle iyi tolere edilir. Propranolol kullanan hastalarda aşağıda listelenmiş yan etkiler bildirilmiştir. Kardiyovasküler:

bradikardi, hipotansiyon, konjestif kalp yetmezliği, AV blokta şiddetlenme, ellerde parestezi, purpura, genellikle Raynaud tipte arteryel yetmezlik Bradikardi ve hipotansiyon şeklinde bir tahammülsüzlük görülürse, tedavi durdurulmalı ve eğer gerekiyorsa doz aşımında uygulanan tedavi yapılmalıdır.

Santral sinir sistemi:

sersemlik, uykusuzluk ile belirgin mental depresyon, bitkinlikve kas yorgunluğu, katatoni, görsel bozukluklar, halüsinasyonlar, kısa süreli hafıza kaybı, canlı rüyalar, zaman ve yere karşı yönelimin bozulmasıyla seyreden geri dönüşümlü akut sendrom, duygusal değişkenlik, hafif duyusal kapanma, nöropsikometrik ölçütlerde performans düşüklüğü.

Gastrointestinal:

bulantı, kusma, epigastrik sıkıntı, karın ağrısı, diyare, kabızlık, mezenterik arteryel tromboz, iskemik kolit

Alerjik reaksiyonlar:

anafilaktik /anaflaktoik reaksiyonların da dahil olduğu aşırı duyarlılık reaksiyonları, farenjit ve agranülositoz, ağrı ve boğaz yanmasının eşlik ettiği ateş, laringospazm ve solunum zorluğu Solunum: bronkospazm Hematolojik:

agranülositoz, trombositofenik ve trombositofenik olmayan purpura Otoimmun: sistemik lupus eritematozus (SLE) Deri:

Stevens-Johnson Sendromu, toksik epidermal nekroz, gözlerde kuruluk, dökülücü dermatit, eritema multiforme, ürtiker, saç dökülmesi, SLE-benzeri reaksiyonlar, sedef benzeri döküntüler.

Genitoüriner: erkelerde impotans, Peyronie s hastalığı

Reçete ile satılır.